Kredi Algısı


Kredi Algısı

Kredi algısı denildiğinde ilk akla gelenlerden birisi bireysel borçluluk endeksi ve bu değerin kaç olması gerektiğidir. Bankacılık fikrinin ortaya çıkmasından daha önce bile kredi alma sistemi oluşmuş bir toplum düzeni vardı. Yalnızca veren kurum değil kişi veya kişilerdi. Bunu mafya adı altında toplamak doğru olmasa da faiz karşılığı insanlara para verdiği için iyi veya kötü niyetli olmaları gözetilmeksizin bu ismi almıştır. Mafyalık sisteminde borç verme vardır ama borç katlanarak geri dönüş sağlar. Bunu resmileştirip insanlara borç para vermeyi görev edinmiş kurumlara da banka adı verilmiştir. Toplumun getirilerinden biri de bir varlık sahibi olmayı arzulamaktır. Bu yüzden ev kredileri, araba krediler, okul kredileri vb. krediler ile insanlar daha üst şeyler arzu etmeye başlamıştır. Uzun yıllar önce sadece parası olan kişiler ev sahibi olurken şimdi insanlar bir eve sahip oluyor fakat ücretini ömür boyu ödüyor. Tabi bu süre zarfında değişimler ve gelişimler ilgisini çektiği için ömrünü verdiği o güzel evi değersizleşip daha iyi yerlere sahip olmak istiyor. Buda kredi sisteminin bir diğer yüzüdür. İstediğin şeyi sana anında verip bunu taksitlere bölüyor. Bu taksitler için ise zaman gerekiyor. Zaman demek her geçen gün yaşlanıyor olmak demektir. Tüm hayatını adadığın şeyin zamanla değersizleştiği görmek her kredi çeken insanın sonudur. Kredi çekince her şey ücretsiz olup sanki o parayı başka biri ödeyecekmiş mutluluğu insanların gözünü kör etmeye devam ediyor bu yüzden de borç  batağı haberleri hiç manşetlerden düşmüyor.


İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*